Farkında olmakla başlar her şey. Önce farkına varırsın o,
her neyse. Bir başlangıçtır farkındalık.
Belki biridir o farkına vardığın, belki bir olgu, bir kavram,
belki de yüzyılların gerçekliğidir. Ne olursa olsun farkına vararak başlarsın ona.
O, her neyse.
Farkına varmak için çok çaba harcarsın fakat ne gariptir ki bu çabaların hiç farkında olmazsın.
Uğraşır, düşünür, debelenir, acı çekersin.
Bu gibi zorlu bir sürecin sonunda elindeki farkındalıktır. Ama değer. Farkında olmak bir kazançtır.
Yani bir şeylere ihtiyacın olduğuna karar verirsin. İşte o zaman başlar yeniler, yeni şeyler.
Bu yüzden farkındalık başlangıçtır. Farkındalık iyi bir şeyler için ilk adımdır.
¢αи уü¢єℓdєи
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince,
Çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. Ille de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı,senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. Ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. Ilişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak..
Söyleyecek sözüm yok .Kalbim yüksek sesle konuşuyor .
Susturmanın imkanı yok .Sesi çığlıklarımı bastırıyor .
Tam anlamıyla bana zıt ,Tenime karşı , Kafesini kırıyor .
Duyguların eşiğinde ,Bir havuz ki kaynıyor .
Söylediği yada benim anladığım .
Gözlerinde ölüyorum .
Dokunuşların yakıyor ama üşüyorum .Kaçsam sensiz bu garip nefes alamıyor .
Yoksa hayati sonsuz,fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına,bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken , bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman ayni fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir.
Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan Yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir.
Kedilerin özel bir anini yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
Bazılarının gelecekte sandıkları "bir gün" geçmişte kalmıştır oysa; hani su karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omuzunuzun üzerinden söyle bir baktığınız sonra da boşverip
"Nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıma çıkar." dediğinizdir. O ysa tam da o gün bu zalim şehri terketmiştir o, boş yere bu sokaklarda aranırsınız...